Sıcak gönüllere göç..............

Sıcak gönüllere göç..............
Sıcak gönüllere göç.............

1 Mart 2017 Çarşamba

EVLATLIK GÖREVİ (Çok ara verdim yazmaya yaaa!!!!)

Merhaba Sevgili Arkadaşlar,
Yazmaya çok ara verdiğim için .....kendime kızdım...hızla geçen zamana kızdım. Dolup dolup taşarken yüreğim blogu boş bıraktığıma kızdım. Bugün erkenden uyandım ve "Hadi yaz gari" dedim kendime....
Koşma yürü diye bir spor var bilirsiniz sizlerde... hatta olimpiyatlarda bu kategoride yarışanlar da var....Siz, iş yerinde...evde...sokakta...alışverişte koşarak yaşıyorsunuz tüm günü. Yetişmek için zorunlu ihtiyaçlara ......koşmayıp, yürümek gelmiyor aklınıza. Yaşamın içinde koşarken....yürüyüşe dönüştürmek gerek tempoyu .....kiiii yakalayayım derken kaçırmayalım anları.Çaba harcayın durdurmak için kendinizi...ve hatta sizi, önüne katıp sürükleyen eşi...dostu...çoluğu...çocuğu....durdurun. Her zaman başaramazsanız bile durmayı...yapmasam da olur dediklerinizi es geçin artık. (Beni kimse uyarmadı......ben sizi uyarmak istedim :)

Yazamadığım zamanlarda hem güzellikler....hem de sıkıntılar yaşadım...hastalık...doktor ....hastane....geçti çok şükür. Allah dermansız dert vermesin....Sağlığımız yerindeyse çok zenginiz Arkadaşlar.
Sizlere bugün anne ve babamdan bahsetmek istiyorum...
Babam şu anda 79 yaşında ve 7 yıldır felç...annemde 79 yaşında ve 50 yıldır Astım....tansiyon...ve troid hastası....Hastayım demez hiç annem....hep neşeli yanından bakar hayata. Bakıcıları olsa da evlerinde, babamın yükünü annem çeker çoğu zaman....biz de annemin yükünü hafifletmeye çalışırız 4 kardeş. Size tavsiyem bir çuval sabrınız ve gücünüz var ise yavaş yavaş tüketin şimdilerde...ileriye de bırakın....ne olur...ne olmaz diye. Ben, abim ve ablalarım, kardeş dayanışması içerisinde üstesinden gelmeye çalışıyoruz ve evlatlık görevlerimizi yerine getiriyoruz....Onları yaşama tutundurmak için. Çocukluk, gençlik, iş yaşantısı, annelik, babalık ve sıra evlatlıkta. Canları sağolsun ve Allah yanımızdan eksik etmesin.

İş yerinde bir arkadaşım annesini kaybetmişti....sıkıntılı geçen hastalık süreçlerinden sonra..... ve arkadaşım işe döndükten sonra kahve içtik başbaşa...sohbeti güzel, kucağı sıcacıktır canım arkadaşımın. Üzüntüsünü paylaşıp, sol yanının ağrısını azaltmaya çalışıyordum...gözlerine bakarak. Canım Arkadaşım bana "Nesrin Abla....İnsan 75 yaşında olsa bile annesi olmalı." dedi.  O andan itibaren altı boş kalacaktı söylediğim sözlerin...sessizce içtik kahvemizi ve masamıza döndük. Babası yaşıyor ve arkadaşım.... en azından dayanacak duvarı olduğu için Şükrediyor.
Kimse yaşamasın böyle sıkıntıları...sağlıkla huzur ile anne babalarınıza sarılırsınız inşallah. Ama zamanın size neler getireceğini bilemezsiniz....bir gün evlatlık görevleriniz bunu gerektirirse.... GÜLÜMSEYİN ve GÜÇLÜ olun.
Sevgiyle Kalın,

10 Ekim 2016 Pazartesi

Selam Pazartesi Sendromlular....

Bende Pazartesi Sendromu yok diyorsanız...Türkiye'nin hatta Dünyanın sayılı insanlarındansınız.....demektir.  Neden olur bu sendrom....bir çok nedeni var.
* Yaptığın işi sevmezsen....işyerini sevmezsen....işyerinde kendini kapana sıkışmış gibi hissedersen....işine karşı aidiyet hissetmezsen....kendini özgür hissetmezsen....İşyerinde huzurun ve en önemlisi güvenebileceğin mesai arkadaşların yoksa.....tansiyonun da çıkar.... kalp krizi de geçirirsin... daha fazla itekleme....varsa cesaretin değiştir hayatın yönünü derim ben....
Klasik bir söz vardır ya.... "Para kazanmak için sağlığını, Sağlığını kazanmak için paranı harcarsın." Çoook doğru....peki ne yapmak lazım?????
Önce.....  kendin ile olan savaşı bitirmen lazım....
Samimi olman lazım....kendine karşı, arkadaşlarına, amirine, memuruna karşı....
Doğru bildiklerini, doğru üslup ile ....yerinde ve zamanında söylemen lazım.....
Öfkeli olduğunda karar vermemen...ve konuşmaman lazım....
Teşekkür etmeyi alışkanlık haline getirmen lazım....
Bilmiyorsan öğrenmen...Biliyorsan öğretmen lazım....
İçindeki çocuğu yaşatman.....
Umut ekip, Tutku biçmen lazım.....
Tutkularının peşinden coşkulu gitmen lazım...
Kısa ve uzun vadeli hedefler koyman lazım...
Ve en önemlisi gözlerinin içine kadar ....Gülümsemen lazım....

Reçete bu....hadi önce savaşınızı bitirin...kendinizle...eşinizle...çocuklarınızla...astınız ile....üstünüz ile...komşunuz ile...arkadaşlarınız ile...Bitirin.....
Ve bugün GÜLÜMSEMEYE başlayın....
Sendromlar sizin içinizde UNUTMAYIN.....

9 Ekim 2016 Pazar

BİLİRKİŞİ...

Birkaç haftadır yoktum...Teknik Bilirkişi sınavı için Ankara'ya gittim. Aslında gittiğim gün, dönmeyi düşündüm. İlk gün sabah saat 9 da Eğitim Salonundaydım...25 yıllık tecrübeme rağmen...o yönetmelikler....o canıııım mevzuatlar....raporlama teknikleri vs. anlatıldıkça yüreğime bir sıkıntı çöktü.....Öğlene kadar boş gözlerle eğitim sunumunu izledim....Öğlen arası kendimle bir hesaplaşayım dedim... attım kendimi ANKARA sokaklarına...yapabilir miyim? yoksa kaçmalı mıyım? diye epey bir düşündüm....ve kaçmaya karar verdim...... Zaten eğitime giderken adındaki ağırlık beni zorlamıştı....DANIŞILAN....BİLİRKİŞİ....Belki karakterim ile de ters bir durum...hiç en iyi ben bilirim....ben bilen kişiyim diye bakmadım ki hayata.....ukalalık gibi gelirdi bana.... İşyerinde...evde...teknik...özel....bildiğimi söyledim hep, yaşadıklarımdan arta kalan tecrübelerimle....hiç ısrar etmedim doğrusu bu diye.....
NEYSE....öğle molasından sonra sınıfa girdim.....diyemedim....kafam almıyor üstadım diye....bu kadar yönetmelik...mevzuat nasıl öğrenilir bu kadar kısa sürede.....velhasıl kendime  yakıştıramadım yarıda bırakmayı...geceleri ders çalıştım....gündüz eğitime gittim. Yeğenim... Mervem..... bana çok destek oldu....ve beni hiç ders çalışırken görmemiş....çok hoşuna gitti çok...
SONUÇ...geçtim sınavı ...ıııhhhmmm....95 aldım......Mevzuat ve yönetmelikten. Korkmak işe yaradı.....korkuların üstüne gitmek lazımmış.....iyi ki kaçmadım...bir sürü yeni arkadaşım oldu.
Yolunuz açık olsun BİLİRKİŞİLER.......ve teşekkür ederim MERVEM....

Selam Gece Kuşları......

"Gece Kuşları" daha çok uyku tutmayan, normal uyku vakitlerinde uyuyamayan insanlar için kullanılan bir terim... Ancaak...bilenler eksik biliyor. Gecenin tadını çıkaran... ruhu bedenine yetişemeyen insanlar için bütünleşme anlarıdır geceler... Kendin olma...kendi sesini duyma...öz eleştiri yapma...sorun çözme...kendi kendisi ile empati kurma saatleridir geceleri. Ve yazmak, yüreğinin sesini paylaşmak için en ideal saatler...sessizliği dinleme saatleridir geceler....
Siz.... el ayak çekildikten sonra neler yaparsınız?????.
Sinema/televizyon izlemek...kitap okumak....resim yapmak.....müzik dinlemek....veya hiç bir şey yapmadan tavanı izlemek...bunların hepsi kendiniz için yaptığınız şeyler.....MÜKEMMEL...sizin de yetişmek zorunda olmadan kullandığınız DUR saatiniz var....Sakın "Bu gecede uyuyamadım." diye düşünmeyin...kendinize yatırım yaptınız....ertesi gün için şarjınızı doldurdunuz...mutlu bir uykusuzluk.....
Üniversitedeki öğrencilik yıllarımdan beri çok severim...geceleri oturmayı...proje çizmeyi...yazı yazmayı ....ders çalışmayı...kız kıza mutfak sohbetlerini.....ne güzel günler yaşamışım...bir sürü gülümseten anı geçti aklımdan.
Kız yurdunda kaldım 4 sene...hayatımın en güzel zamanlarıydı...dayanışma dolu...bol bol gülmeli...eğlenceli....stresi, parayı, dertleri paylaştığımız yıllardı...pek çok arkadaşım ile hala görüşürüm...ve o yıllardan kalmadır, yüreğimde kız arkadaşlarıma ayırdığım yer....KIZLAAAR sizi özlediiiim...



20 Eylül 2016 Salı

Kız Arkadaşlar ile Eğlenmek Çoook Güzel......

Az önce kitap okurken güldüm kendi kendime....İSDEMİR'de çalışırken kızlarla parti yapardık ara ara....2 ayda bir...stres atmak için. Dünya Kadınlar Günü kutlamaları ile başlamıştı bu gelenek....
Kızların bir kısmı farklı gerekçelerle geceye katılamazlardı.....NİYE...koca sızlanır...çocuğa bakacak kimse olmaz, kaynana kayınbaba yemeğe davetli...kendi gelse görümce de peşine takılacak vs.vs. Ama üzülürlerdi gelemeyince..... Gecemizin bir hafta öncesinde başladığım ve coşkuyu hat safhaya çıkaran mailler atardım kız arkadaşlarıma. "Nesrin Abla ben katılamayacağım ama...beni mail listesinden çıkarma, çok eğleniyorum." derlerdi. Biraz eğlenceli...biraz kız kıza espiriler ile paylaşımlarım olurdu.
Bunu niye yazıyorum.......komik bir anım geldi aklıma....(hani kitap okurken gülmüştüm yaaa...)
Eğlencelerden birinde...yine günler öncesinden maillere başladım....yazmaktan keyif alıyordum.
Nasıl olsa kızlarla yazışıyorum.....diye espiriler gırıla gidiyor...... Kendim bile okuyup gülüyordum. Öyle açık seçik değil....gecenin konseptine uygun biraz komik....biraz feminen espiriler....artık geceye yaklaşmıştık...kızlara moral ve coşku veren yazılar yazıyordum ki...(bu arada yaklaşık 35-40 kişiye gidiyor bu mailler)....bir sabah bilgisayarı açtım ve Ereğli grubumuzda görev yapan bir erkek arkadaşın mailini gördüm.
ŞÖYLE YAZIYORDU:
Nesrin Hanım,
Bir haftadır gönderdiğiniz mailleri o kadar keyifle okudum ki...aslında çok gülümseyen biri de değilim....buna rağmen gülmekten karnım ağrıdı. Hiç olmadığım kadar coşkulu çalışmaya başladım.....çoook teşekkür ederim. Geceye katılmayı çok isterdim...keşke ben de sizin kız arkadaşınız olsaydım. Bu maillerin bana yanlışlıkla geldiğini tahmin ettiğim halde, sizi uyarmadığım için vicdan azabı çekiyorum ve özür diliyorum. Sizin için de uygun ise listede kalmak isterim.
Saygılarımla, .......yazmış.
*****Ben bu maili okuyunca .............hatırlamak istemiyorum....HINK oldum. Yazdıklarımı düşündükçe güldüm....güldüm de güldüm....güldüm de güldüm...gerçekten insan gözünden yaş gelene kadar...karnı ağrıyana kadar.....akşama kadar gülermiş....
Kız arkadaşım olmak isteyen BEYEFENDİYİ mail listemden çıkardım tabiii......yıllar sonra anlatacak...anlattıkça gülecek bir anım olmuş.....ne güzel...
Kızlar hepinizi özledim...
Sevgiyle Kalın....

Yöneticilik (Annelik dahil)

Meslek yaşantımın 26.yılında soluklanmak için durdum....iyi mi yaptım...Eveeet. Kendimle başbaşa zamanlar geçirdim...Kendime geldim...yavaşladım.... ama frene basmadım henüz.  Aralıksız 26 yıl çalışmanın verdiği alışkanlıklar öyle kolay kolay yakamı bırakmadı tabiiii... Her sabah parlak fikirlerle uyandım güne....Sağolsun sevgili ailem her hayalimi destekledi....Bir şeyler olacak ama neeee......olunca paylaşırım sizlerle.
Mimarlık mesleği, sırtıma oturan en iyi ikinci gömleğim benim...birincisi  ANNELİK....
Mesleğim hakkında da ...Annelik hakkında da kitaplara sığacak pek çok kazanılmış tecrübe yazabilirim...Mesleğimle ilgili olanlar uygulanabilir reçete olabilir.......amaaa...... Annelik ile ilgili olanlar reçete yerine geçmez....sadece sayısız çözüm önerisi olur. NEDEN? Çünküüü "Her çocuğun reçetesi farklıdır." bu benim tespitim. Annelik doğaçlama bir yönetim şekli. Anneliğin.... şirket yönetmek....personel yönetmek....mağaza yönetmek.... gibi diğer yönetim şekillerinden pek bir farkı yok. Yönetici (annelik dahil) gerektiği kadar DİSİPLİN, gerektiği kadar ÖZGÜRLÜK ve çokça SEVGİ ile her alanda mükemmel sonuca ulaşır.  Bunu bir düşünün...ve yönetim şeklinizi tekrar gözden geçirin.......derim ben....
Sevgiyle Kalın....

15 Eylül 2016 Perşembe

Kendimizle Yüzleşmek için.....

Selam....
Bayramın 3.günü ve ben çok nadiren...özellikle yalnız kaldığımda izlediğim televizyonu açtım ve DUVAR isimli bir film takıldı gözüme ...izlemeye başladım. Önce soğuk...tek kişilik basit bir film gibi geldi...izledikçe ilgimi çekti....sizlerle paylaşacak kadar ilgimi çekti. Konusunu anlatmak uzun sürer...ben vurgu ve etkisinden bahsetmek isterim. Tek başına bir insanın iç dünyasındaki korku ve kaygılarını...yaşamak için verdiği bedensel mücadelesini ....daha çok ruh halini betimleyen bir film.
Neler düşündüm...
Her insan bir süre tek başına kalmalı...kendini (ruhsal anlamda) çözümlemeli...kendi için ne hissettiğini.....isteklerini....yetkinliklerini ve yeteneklerini...sınırlarını...gücünü...
Sizler hiç tek başınıza kaldınız mı? Kimsesiz...hiç kimsesiz....
Kendimizle yüzleşmek için yalnız zamanlara ihtiyacımız var...
Göz kamaştıran inatçı HAYAT hiçbir zaman yalnız kalmamıza izin vermiyor....
"Zaman çok çabuk geçiyor." derler ya....öylesine söylenmiş bir cümle.Bence zaman sabit kalıyor ve biz etrafında dönüyoruz.....koşan bizleriz.....gelip geçen de bizler...